Tiyatro Gazetesi

HABERLER

Güzel bir adamı yitirmenin acısıyla…

  Dario Fo,

Güzel bir adamı yitirmenin acısıyla… 

                                                                                                                                                            Nazif Uslu

Yıl 1994,  8 Ekim Mask-Kara Tiyatrosu'nu kurmuşuz. İlk oyunumuz ne olacak diye, arkadaşlarla harıl harıl oyun okuyoruz. Kemal Kahraman bana bir kitap verdi. “Abi bir de bunu okusana” dedi. Ben de koydum kenarı, bir ara okurum dedim. O kadar çok oyun okuduk ki, bir türlü karar veremedik.   Tiyatro kurmuşsun, ilk oyunun önemli. Senin manifeston niteliğinde olması gerekiyor. Sonunda çaresiz bir şekilde Kemal'in verdiği kitabı elime aldım. Buna da bir bakayım dedim. Bir solukta oyunu okuyup bitirdim. Gökhan Bulut, Gülşah Kıray ve Cengiz Çakıcı'ya; arkadaşlar işte oyun bu, dedim. Bizim kim olduğumuzu anlatacak oyun bu. Hemen okudular, evet dediler. Ve, BİR ANARŞİSTİN KAZA SONUCU ÖLÜMÜ, Gökhan Bulut'un yönetmenliğinde provalara başladı. 1994 Aralık ayında oyunumuz Muammer Karaca Tiyatrosu’nda oynamaya başladı. Oradaki görevliler, bizim için; “yeni kurulmuş bir grup, biri iki oyun oynar kaçarlar” diye düşünmüşler. Çünkü o zamanlarda seyirci yok vb dertler. Sizin anlayacağınız hep aynı hikâye. Haftada bir başlayan gösterimizin ikinci hafta itibariyle seansları ikiye, üçe çıktı. Turneler başladı. Bütün gazetelerde boy boy oyunun haberleri veriliyor. Bir tiyatro oyunuyla popüler olduk. Sokakta insanlar bizi birbirine gösteriyor. TRT ve tiyatro programı gelmiş oyunumuzu çekmiş, tv’de ve devletin kanalında Bir Anarşistin Kaza Sonucu Ölümü oyunu gösteriliyor, tanıtımı yapılıyordu. Neredeyse kapalı gişe oynuyoruz oyunu. Bütün üniversitelerde, otobüslerde, sokaklarda oyun afişimiz asılıyor. Biz birbirimize bakıyoruz. Kim astı diyoruz, hiç kimse bilmiyor. Meğer tiyatroya üniversiteden gençler gelip habire afiş alıp gidiyorlarmış. Öğrendik ki bu öğrenciler neredeyse her gün Muammer Karaca Tiyatrosu’na gelip toplu bilet ve afiş alıyorlarmış.

O dönem Genco Erkal’la aynı sahneyi paylaşıyoruz. Ve bizim seyircimiz ondan çok. Yeni kurulmuş bir tiyatronun başarısını düşünebiliyor musunuz? Bu elbette bizim birikimimiz, etki alanımız, gücümüzün göstergesiydi. Ama Dario Fo’nun gizli gücü, desteği hep üstümüzde bir gölge gibi bizi koruyor ve destekliyordu. Gala yapmaya karar verdik. Mart ayında Gazi provokasyonu yaşandı. Bütün gece uyuyamadık. Ertesi gün galamız var, ne yapacağız diye düşünüyoruz. Tabii galayı yapma kararı verdik. Hiçbir şey bizi durduramazdı. Bizler her yerde sözünü söylemesini bilen insanlardık. Söyledik de. Bütün korkulara rağmen gala tıklım tıklımdı. Birçok ünlü sima da galamızı onurlandırmıştı. Oyunumuzu oynadık. Oyun sonu birbirimizi tanıtma yerine Gazi’de yaşanılan vahşeti, katliamın gerçek yüzünü anlattık insanlara. Tepkimizi dile getirdik.

Dario Fo’yu galaya davet ettik.  Acaba gelir mi diye yüreğimiz pır pır ederek, ondan gelecek cevabı merakla bekliyorduk. Bize bir telgraf çekti. Telgrafında kısaca şöyle diyordu. ‘Faşist diktatörlükle yönetilen bir ülkeye adımımı atmam. Ama galanıza asistanımı gönderiyorum. Oyunu izleyip bana bilgi verecek.’ Asistanı geldi. Tipik bir İtalyan. Pavarotti’nin biraz küçümeniydi. Oyundan sonra kendisine sorduk tabii, oyunu nasıl bulduğunu. Bize aynen şunu söyledi. ‘Eğer Dario Fo burada olsaydı, hepinizi alnından öperdi.  Çünkü bu ülkede siz Dario Fo’yu kavramış tek tiyatro topluluğusunuz’ dedi. Bu bizim için ne büyük bir onurdu anlatamam. 

Burada sevgili dostum Semih Çelenk’i de anmak isterim.

Dario Fo tiyatrosu ve anlayışıyla ilgili yazılar çevirmiş, yazmış, bana göndermişti. O makaleler Dario Fo’yu tanımama çok yardımcı oldu. Kendisine buradan şükranlarımı sunuyorum.

 

TİYATRODA BOŞ KOLTUK EYLEMİ

O dönem tüm politik tutuklular için ‘BOŞ KOLTUK’ eylemi başlattık. Sembolik olarak dört boş koltuk bıraktık. Bu boş koltuklara, İsmail Beşikçi, Haluk Gerger, Fikret Başkaya, Münir Ceylan’ın isimlerini yazdık.  Münir Ceylan Muammer Karaca Tiyatrosu’nda oynarken çıktı. Ve geldi ismi yazan koltuğa oturdu. Oyun sonu sahneye çıkıp konuşmasını yaptı. Diğer isimler oyuna yetişemedi. Oyunu kaldırdığımızda onlar hala içerdeydiler. Tiyatroda bu eylemimiz, basında; ‘Tiyatroda Boş Koltuk Eylemi’ olarak yer aldı. Ve çok ses getirdi.

Kuruluşumuzun ilk yılında Sevda Şener, Cumhuriyetin 75. Yılında Türk Tiyatrosu adlı araştırma kitabını yayınladı. Tabii ki bizden de bahsetmiş. Nasıl sevinmiştik. Daha yaşını doldurmadan ülkenin en tanınmış tiyatroları arasındaki kitapta yer almak, bizim için ne büyük bir onurdu.

Mask –Kara Tiyatrosu, Dari Fo’nun ‘Bir Anarşistin Kaza Sonucu Ölümü’ adlı oyunuyla tiyatroya küsmüş, Konvansiyonel oyunlardan sıtkı sıyrılmış birçok insana yeniden tiyatroyu sevdirdi. Tiyatroya onları kazandırdı. Başka türlü bir tiyatronun mümkün olabileceğini gösterdi.

Daha yazacak çok şey var ama sırası geldiğinde onlar da hayat bulur bu köşelerde.

Son olarak şunu söylemek isterim.

Dario Fo bize tiyatroyu başka bir gözle görmemizi sağladı. O Nobel ödülünü boşa almış bir sanatçı değildi. Sahneye bir taş koyar, oyun boyunca onu yontar, sonucunda müthiş bir heykel ortaya çıkarırdı. “Adeta taştan kafaları yontmaktır bizim işimiz” derdi. Evet, taştan yürekleri, taştan kafaları yontmak sadece tiyatronun değil, tüm sanat alanların önemli bir görevidir.

 

Nobel ödüllü ünlü oyun yazarı Dario Fo yaşamını yitirdi

 

İtalyan basınında yer alan haberlerde 90 yaşındaki oyun yazarı Dario Fo'nun akciğer yetmezliğinden Milano'da yaşamını yitirdiği bildirildi.

 

İtalyan oyun yazarı, tiyatro yönetmeni ve oyuncu Fo, 1997 yılında Nobel Edebiyat Ödülü kazanmıştı.

 

Dario Fo Kimdir?

Fo, 24 Mart 1926'da İtalya, Sangiano'da doğdu. Oyunlarındaki temalar güncel sorunlara dayandığı için tiyatro karikatürcüsü, toplumsal ajitatör ve radikal palyaço olarak da nitelendirilen Fo, kariyerine küçük kabare ve tiyatrolar için yergili revüler yazan bir metin yazarına yardım ederek başladı. Oyuncu Franca Rame ile evlendikten sonra, 1959'da Rame ile birlikte Dario Fo-France Rame Topluluğu'nu kurdu. İkili "Canzonissima" adlı televizyon programında sundukları komik skeçlerle kısa sürede tanınarak, zamanla siyasal bir ajit-prop tiyatrosu geliştirdi. İkilinin oyunları temelde "Commedia dell'Arte" geleneğine dayanmaktadır ve tarzları Fo'nun deyişiyle "resmi olmayan solculuk"la kaynaşmıştı. İkili daha sonra, 1968'de İtalyan Komünist Partisi'yle bağları olan Yeni Sahne adlı bir başka topluluk kurdu. 1970'te ise Halk Tiyatrosu Topluluğu ile fabrika, park, spor alanı gibi halkın toplu olarak bulunduğu yerleri dolaşmaya başlayan ikilinin "Morte Accidentale di un Anarchico/Bir Anarşistin Kaza Sonucu Ölümü" ve "Non si paga, non si paga!/ Ödemiyoruz, Ödeyemeyeceğiz!" gibi oyunları büyük ilgi gördü.

 

Bir oyuncu olarak Fo en çok, tek başına bir yetenek gösterisi yaptığı Mistero Buffo'daki rolüyle tanındı. Her izleyici topluluğu önünde değişecek kadar güncelliğe dayanan bu yapıt, ortaçağ gizem oyunlarının çağdaş bir uyarlaması olarak değerlendiriliyor.

 

Yazar, "Bir Anarşistin Kaza Sonucu Ölümü", "Klaksonlar, Borazanlar ve Bırtlar/Yüzsüz", "Kadın Oyunları", "Elizabeth", "Neredeyse Kadın", "Ödenmeyecek, Ödemiyoruz", "Açık Aile" oyunlarını tiyatroseverlerle buluşturdu.

 

Fo, 1981'de Sonning, 1986'da Obie, 1997'de Nobel, 1997'de İtalya Kültür ve Sanat Altın Madalyası ödüllerine layık görülmüştü.